Eryaman- Ümitköy Metro Durağı

By Özlem
In YAŞAM
26 Temmuz 2021
3 min read

Az önce…

Ankara ayazı ve sıcaklık -10 vardır. Deri eldivenler dostta kalmış. Ümitköy metrosunda bekliyorum tam olarak 20 dakikadır. Ellerim uyuşuk, bir amca dikkatimi çekiyor, önünde bir bez üzerinde tırnak makası, yara bandı, kumanda, piller ve buna benzer eşyalar. Kimse almıyor, dönüp bakmıyoruz bile. Çünkü biz kalın montlarımızın içerisindeyiz ve yünlü kazaklarımız kapatıyor insanlığımızı, tenimiz gibi, vücudumuzu örttüğü gibi… Lacivert yün eldivenlerini yani aslında ellerini birbirine sürtüyor ısıtmaya çalışıyor, ellerini birleştiriyor “hoh” yapıyor.

Doğalgaz, kağıt, eski ayakkabılar, mobilya kırıntılarından ısınma şeklini görmüştüm fakat “insanın kendi nefesiyle ısınması” ne demek onu da öğrendik 30 yaşımızda çok şükür.

Vicdanı içerisinde barındırmayan din, bana inandırıcı gelmez. Sizleri bilmem, din bilgim, din algım, dine bakışım budur benim. Başı açık, kapalı kim varsa biz Müslüman insanlar başındayız. Otobüs gelsin de gidelim. Evde sıcak çorba bekler, sokakta kalmış bu amca çok da dert değil zira acıma yetime diye de bir kalıp var literatürde.

Şimdi kıyafetlerine gelelim mi; krem rengi beresi, içinden yamalanmış lacivert ince kaşe paltosu ve yine yamalı ve içinde patik olduğuna inandığım, yamalı çizmesi.

Durdum, duramadım. Cebimde sadece bozukluklarım var. Ben nakit taşımam, kredi kartlarım var evelallah. Ne alayım ne alayım? Yara bandı alınır en maliyetsizi, bu amca eldivenlerini çıkardı ve yara bandını bana uzattı biliyor musunuz? Yani demem o ki; üşüyen ellerini rüzgarla bütünleştirdi, soğuktur aman elim üşümesin, şurada ne şartlarda para kazanıyorum demedi yahu amca! Bodoslama çıkardı eldivenlerini, yara bandı kutusunu açtı, teşekkürünü etti. Başını eğdi.

Kaçımız böyle namuslu, şerefli patrona sahibiz? İnsan Kaynakları’ndan yönetmenleriniz gelip elinizi bile sıkmadı unuttunuz mu? Her gün aşağılandığınız müşterileri, peki ya otobüste gidip gelirken, haberlerde dinlediğiniz kendi halkını ezen o liderleri… Unuttunuz. Literatüre yeni bir laf daha eklendi, deveye diken yarar.

Sonra gözyaşlarım aktı. Duygusal çocuklarız abi biz en nihayetinde, başladım mı dua etmeye “Allah’ım nolur azıcık daha param olsun, nolur, yardım edebileyim” Sonra gözümde canlandı, her ne kadar duygusal çocuklar olsak da rahatımıza da düşkünüz. “Yok, dedim verme. Ben araba alırım onla, bir daha da göremem gerçek hayatları. Gözüm kararır, engeller yaratır.”

Aman Özlem sus! Dokuz köyün bile yok!

Selametle,

15Şubat’17- Ankara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir