kandırıldık!

By Özlem
In YAŞAM
26 Temmuz 2021
5 min read

Öyle kolay olmadı haliyle. Dizginlemek için kadınları önce korkutmalıydılar, bazısını ürküttüler, bazısını kandırdılar,  bazısını ise sömürdüler. Bunu yuvalarında yaptılar, bunu  para kazandığı masada yaptılar, bunu sokakta yaptılar, bunu eğlendiği mekanda yaptılar, bunu televizyonlarda, dizi setlerinde, mahkeme salonunda, sınıfta genelleyelim ister misiniz? Bunu yapabildikleri her yerde yaptılar aslında.

Kız kardeşlerine,eşlerine,annelerine, kuzenlerine, sevgililerine, teyzelerine, halalarına… Patronuna, iş arkadaşına, evlisine, bekarına, avukatına, bankacısına, çaycısına, bilim insanına, öğretmenine,temizlikçisine genelleme yapalım mı? Bunu yapabildikleri her “dişiye” yaptılar aslında.
Bana kızmayın ne olur, yüklediğim çirkin sıfattan dolayı, tdk kendisi belirtmiş zira oraya dayandıracağım mevzuyu.

 1. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen (Kaynak: http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=KADIN ; Erişim Tarihi: 17.11.2014) Saygıdeğer erişkin dişi insanlar ve adamlar (adam tdk’da “insan olarak çevrilmiş; http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.546a52b23fc848.45343698;Erişim Tarihi:17.11.2014)

Yazık ki konumuz sadece bu toplumda, bir sosyolog olmadığım için teşhis koyamadığım “böylesi toplumlarda” kadına verilen değer. Bu konu öyle derin, öyle çetrefilli ki.

Mesela 8 Mart’ı bir kadınlar günü gibi algılama hastalığı başlıyor, yakındır emin olun, pırlanta ve kürklerin servis edilmesi. Unutmayın, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü, hiçbir zaman “Kadınlar Günü” olmadı ve kutlanmadı.

Bizi diyorum kandırdılar, önce okutmadılar bizi “kardelenlerimiz” yetişti karasal iklimlerde. Amfilerde başladı sonra mücadelemiz, kadın olduğumuz için “aptal ya da inek” olmadığımızı öğretmeliydik. Sosyalleşmek istedik KYK’ya dönmeden, bir kaç bir şey içersek mimlenirdik. Korktuk.

İş hayatına girdik sonrasında mülakatlarımız oldu, profesyonel olmayan o kurum kültürleri, kimse kimseye hakaret etmiyordu ama o cinsiyetten kaynaklanan “öğrenilmiş cinsiyet faşizmine” maruz kalıyorduk belki de. Cinsiyetinizden dolayı hareket edemiyordunuz bazen “yanlış anlaşılırsa” her zaman bir “yanlıştan” korkuyorduk, bu yanlışın ne olduğunu bilmiyorduk üstelik.

Sosyal hayatlarda duyar olduk “karı gibi” benzetmelerini, bazen bizler bile kullanıyorduk. Bizler bile öğreniyorduk yavaş yavaş bu faşizmi, dedikodular yapıyor, farkında olmadan erkekleşiyorduk, adamlaşıyorduk, insanlaşıyorduk teoride.

Görsel basında kozmetikle kandırdılar bence, barbi gibi davranmaya başladık, onlar gibi olmaya. En güzeli olmalıydık, tüm zamanımızı kuaförlerde geçiriyor aslında geçici yatırımlarla kalıcı olacağına inandığımız bir “dişi” haline getiriliyorduk. İrademiz dışındaydı bunlar, sıfır bedenlerimiz, lenslerimiz, kaynaklarımız, uzun tırnaklarımız.. Belki de ondandır bu erkek çocuk olma özentiliğim.

Diziler yaptılar bizim gibi “dişi kişilikler” için, her zaman zengin bir koca vardı. Günü birlik ilişkilerle kendini daha güçlü hissedebilirdik, daha değerlenebilirdik. Güzel saatler, çantalar, şık masalarda “asgari ücretiyle” sana hizmet eden çalışanlar. En değerli olabilirdin, koparılan o çiçeklerle bile, öldürülüp sana getirilen kürkler ve kanlı elmaslarınla.

Kandırıldık dediğime kulak asmayın, daha kötüsü de vardı.

Seni değerli hissettiren “adamla, erkekle, insanla” evlendin. Belki aile baskısından, belki toplumun dayatmasından, belki yalnızlık korkusundan, belki de sadece ve sadece aşkından. Kavgalar çıktı, boğazlandın bazen. Tırnaklarını geçirirken hayata, eşin tarafından yine başka bir “dişi” ile aldatıldın. Evlenmişsin bir kere, toplum ve aile girdi yine devreye. “Yuvana” döndün. Anneydin çünkü tüm sorumluluk yine yıkılmıştı. Yuvayı dediler “dişi” kuş yapar. Ama yıkan kimdi anlatamadın hiç.

Durun daha kötülerini de yaşadık. Bazen karşımda “kadın hakları konusunda” atıp tutuyorsunuz ya, eşit haklara sahip olduğumuzdan mesela. Kadınların da yönetici olduğundan, seçme/ seçilme, aslında birincil insan haklarından… Konu bu kadar yüzeysel değil arkadaşlar, başka bir konumuzda kadın cinayetleri…

Konu yine kendi ailesi tarafından öldürülen/hapsedilen/terkedilen kadınlar. Konu paha biçilemeyecek kadar parası olan kadınların da dayak yemesinden, okuma yazma bilmeyen kadınlarında…

Konu tdk’da kadın tanımının “annelik, dişilik, evcilik” gibi rollerle tanımlanmasından.

Konu hala benim buraya “kadını” anlatmamdan.

Konu daha 2 ay öncesine kadar “bir botokslu kadının, konuk bir katil “adamı/erkeği/insanı” ekranda aklaması, kadın cinayetlerini sindirmeye çalışması” şu lanet olası reyting uğruna.

#Saygılarımla

28KAsım’14-Ankara

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir